17106,95%-0,04
43,74% 0,22
51,88% -0,10
7005,55% 1,56
11731,12% 0,00
Yıllardır konuşulan ancak bir türlü çözüme kavuşturulamayan "Süresiz Nafaka" konusu, birileri için geçim kaynağı olurken binlerce kişi için ise ciddi bir yük haline gelmiş ve kangrenleşmiş bir sorun olmuştur.
Boşanmış kimi insanlar, iş bulamadıkları veya sağlık sorunları nedeniyle çalışamadıkları için ya hapis cezasıyla karşı karşıya kalıyor veya annesi, kız kardeşi yahut evlenmişse yeni eşi eski eşinin nafakasını ödemek için çalışmak zorunda kalıyor.

İlhan Ergincan
"Her iki tarafı da mağdur etmeyerek kökten bir çözüm sağlayalım "
Toplumsal bir sorun haline gelen, uzun yıllardır çözülemeyen nafaka konusuyla ilgili İLKHA muhabirine konuşan Türkiye Aile Hareketi Başkanı İlhan Ergincan, "Nafaka mağduriyeti, 1988 yılından beri devam etmektedir. Aileyi mağdur eden, erkekleri evden uzaklaştıran, yuvaları yıkan bu kanuna bir türlü son verilememektedir. Her yeni çıkan yargı paketinde, 'bu sefer nafakaya son vereceğiz, süresiz nafaka adil değil' denilerek mağdurlar kandırılmış, duygularıyla oynanmış, gelecek neslin de yuva kurması engellenmiştir. Yıllardır ulusal ve yerel basında sürekli sesleniyoruz. Gelin kanunu, sorunları çözerek her iki tarafı da mağdur etmeyerek kökten bir çözüm sağlayalım. Fakat nedense feministlerin korkusuyla mı yoksa onların azgın kitlelerinin seslerinden mi rahatsızlık duyulduğu, ya da oy kaybı düşüncesinden midir bilinmez ama bir türlü nafaka kanununa son verilememektedir." diye konuştu.
"Eski eş bir ömür boyu geçim kapısı olamaz"
Nafaka sorunun basit bir şekilde çözülebileceğini ancak yıllardır çalıştaylar yapılmasına rağmen bir türlü çözüme kavuşturulamadığını aktaran Ergincan, "Her dönem KADEM'den yetişen aile Bakanlarının karşı çıkmasıyla aileye bir dinamit atılmaktadır. Bizler, kadın mağdur olsun da istemiyoruz. Fakat el olmuş kadının ekonomisini de ömür boyu çekmekle de yükümlü değiliz. Boşanmış insanlar, gelecekte yeni bir yuva kurmak istiyor. Yeni yuva kurduğumuz zamanki eşimiz neden bir önceki eşimizin nafakasını ödemekle yükümlü olsun? Eski eş bir ömür boyu geçim kapısı olamaz. Çözüm basit… Kriterlere bağlı bir yılla sınırlı boşanma fonu ve ev hanımı sigortalığıdır." şeklinde konuştu.
"Ev hanımlığı meslek olsun, sigorta zorunluluğu getirilip emekli olmaları sağlansın"
Mevcut düzenlemelerin sorunu çözmek yerine daha da derinleştirdiğini söyleyen Ergincan, "Eğer siz süresiz nafakayı bir yılla sınırlandırırsanız, eşler arasındaki husumeti de ortadan kaldırırsınız. Evlilik yapmak isteyen ama sırf nafaka almak için evlenmeyen kadını da yeni bir yuva kurmaya itersiniz. Ayrıca çalışmak istemeyen kadınlarla ilgili de Aile Bakanlığı'nın hiçbir zaman bir politikası olmamıştır. Aile Bakanı'nın sadece yetki sınırları sanki kadına özgü politikalar olmuştur. Gelin madem kadını düşünüyorsanız ev hanımı bir meslek hali gelsin. Kadının en kutsal şeyi ev hanımlığıdır. Çocuklarına, eşine, evine bakar. Aslında en zor meslek ev hanımlığıdır. Çünkü bir mesai kavramı yoktur. 24 saat mesaiyle çalışmaktadır. Çocuğu rahatsızlanıp gecenin 3'ünde kalkar. Gelin bu en kutsal görevi gelin meslek haline getirelim. Kadına değer vermek istiyorsak bu şekilde değer verip ev hanımı sigortasını zorunlu hale getirelim." dedi.
"Dayatmalarla çözüm bulmayız"
Yapılacak sigortanın da mevcut sigorta primlerinden çok daha düşük tutularak ev hanımlarına destek sağlanması gerektiğini vurgulayan Ergincan, "Ev hanımlığı sigortasını zorunlu hale getirip tüm kadınlarımız için emekliliğin önünü açalım. Bu sistem sayesinde kadının kocası ölürse ya da boşanırsa en azından kendi ayakları üzerinde duracağı bir gelire sahip olsun. Sorun çözmek bu şekilde olur. Bize dayattığınız 3 senelik evlilik için 5 yıl, 5 yıllık evlilik için 7 yıl, 5 ve 7 yıl üzerindeki evlilikler için 10-12 yıl nafaka ödemekle soruna çözüm bulamayız." diye konuştu.
"Tedbir nafakası yok sayılmasın"
Boşanma süreçlerinde açılan davaların çok uzun sürdüğünü, bu süreçte de tedbir nafakasının ödendiğini hatırlatan Ergincan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
"Bu sorunlarından biri de boşanma davalarının uzunluğudur. Davalar gereksiz yere uzamaktadır. 3, 5, 10, 15-20 yıl süren boşanma davaları var. Bu sorunun da çözümü çok basittir. Dava açıldığı tarih itibariyle ilk yapılan boşanma davasının ilk celsesinde boşanmayı gerçekleştirelim, nafaka konusunu karara bağlayalım, ziynet eşyası ve maddi-manevi tazminatlarla ilgili sorunları diğer celselerde görelim. Bu da bir yılı geçmemek kaydıyla olsun. Eğer bunu yaparsanız, ilk celsede nafaka kararı verilirse, yıllardır süren davalarda ödediğimiz tedbir nafakası yok sayılmamış olur. 5 sene davası süren birisinin boşanma sürecinde ödediği nafakayı tedbir nafakası saydığınızdan dolayı, o süreçten sonra yine 7 yıl nafakaya mahkûm ediliyor. Böylece evlilik süresi kadar nafaka ödememiş oluyor. Boşanma sürecinde 5 yıl ödediği tedbir nafakası yok sayılmış olunuyor. Yani 5 yıl süren evlilik için 12 yıl nafaka ödemek zorunda kalmış olacak. Yasa koyucular bunu hiç mi düşünemiyor? Gelin bu yanlıştan dönelim, nafaka süresini evlilik süresine bağlı olarak karar vermeyelim. Kriterlere bağlı olarak, kadının yaşına, eğitim durumuna, tekrardan bir yuva kurup kuramayacağına bakalım. Bu kriterlere bağlı olarak da hâkim takdiriyle en fazla bir yıl ile sınırlandıralım. Bu da her dava için bir yıllık nafakaya hükmedilsin anlamına gelmiyor. Kadının yaşı 25-30 olabilir ve tekrardan bir yuva kuracak yaşta olabilir. Kadın eğer yeniden yuva kurmuyorsa nafakayı kaldıralım. Eğer kadın doktorluk, mimarlık, avukatlık gibi meslekler yapıyor ve sırf nafaka için evlenmiyorsa bunu tespit edip nafakayı sonlandıralım."
"Oğlunun nafakasını ödemek için 65-70 yaşındaki kadınlar temizlik yapmak zorunda kalıyor"
İsviçre'den alına medeni kanunları kabul etmediklerini, İsviçre'de bile aileyi süresiz nafakanın kaldırıldığını belirten Ergincan, "Bizler neden onların yanlıştan döndüğü kanunla hala devam etmekteyiz. Madem kadınları düşünüyorsunuz, yeni yuva kuran, ikinci evlilikleri yapan kadınları da düşünün. O kadınlar da sorun yaşıyorlar. Temizliklere giderek nafakaları ödemek zorunda kalıyorlar. Annelerimiz, çalışmayan oğlunun nafakasını ödemek için temizliklere gitmektedir. Yazık günah değil mi? 65-70 yaşındaki o kadınlar, sırf oğlu hapse düşmesin diye temizlik yapmaya gidiyor. Bu zulmü çözemezsek, birkaç azgın grubun istedikleri olacak ve aile tamamen yok olacak. Türkiye Aile Hareketi olarak, ailenin yıkılmasına kesinlikle izin vermeyeceğiz Aileye karşı oluşan her türlü sorunlarda dimdik karşınızda olacağız. LGBT, eşcinsellik, feminist hareket, kesinlikle Rusya'da yasaklandığı gibi bu ülkede de yasaklanmalıdır. Ağır yaptırımları, hapis cezaları olmalı, ülkeden sınır dışı edilmelidir. Bu kararlı adımları atmazsak gelecek nesillerimizi koruyamayız." şeklinde konuştu.
"Kadının beyanının esas sayılması delil şartına bağlanmalı"
Yuvaları yıkan kanun olarak da bilinen ve kadının beyanının esas sayan 6284 sayılı kanunun da gözden geçirilmesi gerektiğini savunan Ergincan, "Kadının sözlü beyanının esas sayılması tamamen yanlıştır. Kesinlikle delil şartı aranmalıdır. Bu sorun kimin başına gelirse gelsin 'oh olsun' demeden aileyi, yuvaları yıkan bir sorun olarak görerek ivedilikle çözülmelidir. Sizlerden çok şey istemiyoruz. Aile ayakta dursun istiyoruz. Çünkü aile yıkılırsa vatan yıkılır." ifadelerini kullandı. (İLKHA)